Her Türlü Konuda Günce

Mayıs 26, 2009

Dubrovnik

Kategori: Uncategorized — sewioz @ 2:01 pm

Bir Akdeniz kasabası düşünün. Sanki etrafı taştan örülmüş bir örümcek ağı. Gayet ufak bir şehir. İnsana buram buram Orta Çağın ihtişamını görenlere yaşatan bir şehir. Çevredeki taşlı sokaklar sanki hergün yıkanıyor gibi ve deniz pırıl pırıl. Hırvatistan’ın önemli turizm şehirlerinden Dubrovnik’ten bahsediyorum. Bernard Shaw’ın da “Dünyada cenneti görmeyi hayal edenler, mutlaka Dubrovnik’e gelmeli” diyerek övdüğü Dubrovnik’e, 2008 yılının Ekim ayında, şehirdeki 5 yıldızlı Türk oteli Rixos Libertas Dubrovnik’te yapılan konferansa katılmak için gittiğimde tam 4 gün kaldım. Konferanstan arta kalan zamanlarda şehrin etrafını gezme fırsatı buldum. Ekim dönemi turizm sezonunun bittiği aylara rastladığı için çok kalabalık değildi. Ancak yaz sezonunun başlamasıyla Dubrovnik’in çok kalabalık olduğunu öğrendim.  

Şehir dik kayalıklarıyla Adriyatik Denizi’ne sanki sırtını yaslamış gibi görünüyor. Kayalıklardan Adriyatik manzarasına baktığınızda kendinizi uzak seferlere çıkan bir gemide gibi hissedip hayallere dalabiliyorsunuz. Tarih boyunca kendi kendini yönetmiş Dubrovnik, Tito Yugoslavya’sı zamanında türlü hilelerle Hırvatistan’a katılmış. Dubrovnik’in Osmanlı ile oldukça eski ve köklü bir ilişkisi var. 13.yüzyıldan itibaren Osmanlılara rüşvet vererek Osmanlı hamisinde ayakta kalmayı başarmışlar. Bu nedenden dolayı şehirdekilerin Türklere ayrı bir sempatisi var.  

Old Town diye adlandıran kale içi bölge, turistlere en yoğun olarak ziyaret ettiği bölge. Surların içinde yürürken Orta Çağ’ın o gizemli dokusunu içinizde hissediyorsunuz. Surların içinde ilerlerken karşınıza birden Adiyatik, muhteşem güzelliğiyle çıkıveriyor. Hırvatlar bu bölgeye oldukça iyi bakıyor. 1991 yılında başlayan iç savaş zamanında Sırplar tarafından bombalanan bu bölgenin Unesco tarafından gerçekleştirilen restorasyon projesi ile 2005 yılına kadar nasıl tekrar müthiş bir şekilde restore edildiğini kale içindeki müzede yer alan o döneme ait fotoğraflardan görebiliyorsunuz. Dar sokakları, taş merdivenleri, kendine has Adriyatik kokusu ve bitki örtüsü insanın bu kentte gayet huzurlu vakit geçirmesini sağlıyor.  

Benim gittiğim dönemde deniz suyu soğuk olduğu için bu şehrin güzel plajlarında denize girme imkanım olmadı. Ancak suyun berraklığı müthişti. Dubrovnik’e gelen turistler hem denizi hem tarihi bir arada yaşıyor. Buraya gelinmesi için en ideal dönem bence Temmuz ayı. Temmuz, hem deniz suyunun sıcak olduğu zamanlar ve hem de aynı zamanda ay boyunca süren Dubrovnik Festivali’nde önemli kültürel ve sanatsal etkinlikler gerçekleştiriliyor.  

Şehrin en önemli keyiflerinden biri deniz mahsulleri ile bezenmiş mutfağı ve zeytinyağlı mezeleri. Özellikle Old Town’da, Adriyatik’e karşı midye yemenizi öneririm. Denemeniz gereken içki ise bence Hırvat birası. Hakikaten yumuşak ve içimi çok hoş. Hırvatistan’a özgü denediğim şaraplarda açıkçası aradığım aroma tadını bulamadım. Kesinlikle bizim şaraplarımız daha güzel ve lezzetli.  

Dubrovnik’e gitmek için öncelikle iyi bir araştırma yapmak gerekiyor. Çeşitli alternatifler mevcut. Ben ilk önce THY ve Pegasus’un şehre direkt uçuşları olup olmadığını kontrol ettim. Ancak sadece THY’nin Zagreb’e ve Saraybosna’ya direkt uçuşları olduğunu gördüm. Eğer Zagreb’e giderseniz aktarmalı Croatian Airlines ile Dubrovnik’e gidebilirsiniz ya da THY’nin gayet ucuz uçak bileti imkanı ile Saraybosna’dan otobüslerle 90 km mesafe katederek bu güzel tarihi şehire ulaşabilirsiniz. Türkiye’den arabayla gitmek isteyenler de güzel bir programla bu şehre İstanbul’dan 8-9 saatte ulaşılabilir. Hırvatistan’ın Türk vatandaşlarından vize istememesi de Dubrovnik’i ziyaret etmek için bizlere önemli bi kolaylık sunuyor.

Eski Yazılar »

WordPress'in desteğiyle.

Anasayfa